Pırpıra Köprüsü acilen Restore edilmeyi bekliyor

Pırpıra Köprüsü acilen Restore edilmeyi bekliyor

Pırpıra Köprüsü acilen Restore edilmeyi bekliyor

10 bin yıllık tarihe uzanan 41 ayak üzerine inşa edilmiş dünyanın en uzun köprüsü ilgisizlikten yok olmak üzere.. Pırpıra Köprüsü’nün restorasyonunu gündeme getiren Şehmus Kartal yetkililere çağrıda bulunuyor.


PIRPIRA KÖPRÜSÜ

Mezopotamya nın Güneydoğu Anadolu Bölgesi sınırları içinde kalan Kuzey bölgesindeki akarsularımız olan Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki havza, insanlık tarihinin başlangıç noktası olarak tarihi kaynaklarda yer almaktadır. Bu akarsularımızı besleyen diğer önemli nehirler konumundaki Murat, Batman ve Garzan çayları sahillerinde ise aynı orandaki zenginlikte tarihi eser noktaları bulunmaktadır. Bu akarsuların sahillerinde bulunan tarihi eser niteliğindeki höyüklerle birlikte akarsular üzerinde tarihi geçmişleri binlerce yıl öteye gide köprü ve köprü kalıntıları mevcuttur. Batman ilimizin Belediye sınırlarını teğet geçerek on kilometre güneyden Dicle Nehrine dökülen Batman Çayı üzerinde ise birkaç işlek tarihi köprü ile yıkık durumda olan köprü ayakları ve kalıntıları bulunmaktadır.

Bunların içinde en önemlisi olan ve halk arasındaki ismi Pırpıra Köprüsü olarak kabul edilen bir köprü ayakları vardır ki tarihi geçmişi on bin yıl öteye gittiği anlaşılmaktadır. Söz konusu olan bu köprü ayaklarını ilk gördüğümde henüz ilkokula gidiyordum. Rahmetli babamla birlikte Batman Çayı üzerinde balıkçılık yaptığımız yıllarda keleğimizle birlikte su üzerinde yolumuza devam ederken nehir içindeki bu köprü ayaklarının yakınından geçerken keleğimiz köprü ayaklarına çarpar devrilir diye korku içinde babamın kolları arasına saklanarak yavru bir kuş gibi korkumu bastırıyordum. Babamla birlikte ne zaman bu yörede balık avlamaya gelirsek köprünün nehir içindeki bu heybetli ayakları karşısında her zaman ürküyordum ve su üzerindeki yolculuğumuza bu korku içinde devam ediyorduk. Kadim medeniyetlerden günümüz dünyasına bir emanet olarak intikal eden söz konusu bu köprünün tarihi geçmişi ile ismini de ilk defa o dönemlerde babamdan öğrenmiştim.

Rahmetli babam Batman kent merkezini çevreleyen Dicle Nehri, Batman Çayı ve Garzan Çayı üzerinde yıllarca balıkçılık yaptığı için özellikle bu yöreleri çok iyi tanıyordu. Ayrıca Dicle ve Garzan vadilerinde ne kadar tarihi eser noktası varsa hepsinden de haberdardı. Bundan başka yöredeki köylülerle olan samimiyeti ve yakınlığı nedeniyle bu eserlerin geçmişteki tarihleri hakkında da bilgi sahibiydi.

Evet, Batman Çayı üzerindeki Pırpıra Köprüsü merkeze bağlı Bıçakçı Köyünün hemen bitişiğinde bulunan Gırı Migro Höyüğünün hemen önünde yer almaktadır. Bu köprü ile birlikte uyum içinde bir görünüm sergileyen Gırı Migro Höyüğü ise antik dönem yerleşimi içinde yer alan muhteşem bir höyük olup henüz el değmemiş ve burada arkeolojik kazılar yapılmamış bakir bir konumda beklemektedir. Höyüğün önünden geçen karayolunun hemen karşı tarafında bir jandarma karakolunun bulunması höyüğü korsan definecilerden doğal olarak korumaktadır.

Bu höyük yörede Neolitik dönemde ilk yerleşimin yapıldığı ve sonraki dönemlerde höyük üzerinde tabakalar halinde yerleşimlerin devam ettiği ve Orta Çağa kadar uzanarak gelen yerleşimlerin barınağı haline geldiği bilinmektedir. Çünkü bu höyük üzerinde tespit edilen izlerden de anlaşıldığı üzere tarihi süreç içinde devam eden bütün dönemlere ait yerleşimlerin burada kesintisiz devam ettiği izlenimini vermektedir. Höyük üzerinde yapılan yüzey araştırmasında höyüğün ilk yerleşim tabakası Neolitik döneme, ikinci tabakası olan yerleşim antik döneme ve üst tabakadaki yerleşim ise Orta Çağa ait olduğu raporlarla belirlenmiştir. Bu duruma göre söz konusu höyükteki yerleşim tarzı üç tabakadan ibaret olduğu bilimsel olarak tespit edilmiştir.

Höyüğün önünden itibaren yer alarak uzanan Pırpıra Köprüsünün kalıntılarından anlaşıldığı üzere köprünün tamamı kırkayak üzerine inşa edilmiş kemerlerden meydana geldiği anlaşılmaktadır. Köprünün tarihi süreç içindeki serüveni hakkında bilimsel verilerle karşılaşmak bu aşamada mümkün olmadığı için yerel bazda edindiğimiz bilgilere göre köprü yaklaşık on bin yaşında olduğu ve kesme taşlardan yapılan dünyanın en uzun köprüsü olarak bilindiği bir gerçektir.

Dönem olarak Pırpıra Köprüsünün hangi dönemde inşa edildiği hakkında elimizde gerçek manada bilimsel tarihi bilgi bulunmadığı için bu konudaki bilgileri Bıçakçı Köyünde yaşayan yaşlı insanlardan edindik. Ancak bu konuda edindiğimiz tarihi bilgilerle ilgili muhtelif rivayetler mevcuttur.

Bir rivayete göre bir dönem Mezopotamya yı hükümdarlığı altında bulunduran Babil krallığının yöreye hakimiyeti sırasında bu köprüyü inşa ettikleri söylenir. Başka bir rivayete göre de Makedonya Kralı Büyük İskender, Anadolu ve İran seferleri sırasında güçlü ordusuyla bu yöreden geçerken Medlerle yaptığı ittifak üzerine bu köprüyü birlikte yapmışlardır. Nehrin bu alandaki dağınık ve taşkın bir şekilde olan akışında askerlerin nehirden geçmesi zor olduğu için buna istinaden bu köprü inşa ettirdiği söylenir. Ancak köprü inşaatı bittikten sonra Büyük İskender bu mevkide bir hastalığa yakalanarak genç yaşta hayatını kaybettiği için ordusu da buradan öteye gitmemiş ve Pers İmparatorluğu üzerinde planladığı fetih hareketi de sona ermiştir. Sonuç olarak köprü hangi dönemde yapılmışsa da günümüze ulaşan ve harabe halinde olan ayaklarından anlaşıldığı üzere dünyanın en uzun ve en ihtişamlı taş köprüsü olarak literatüre girmeyi hak etmiş durumdadır.

Yaklaşık olarak on bin yıllık bir köprü kalıntısı olan bu muhteşem yapı, Batman merkez ilçeye bağlı Bıçakçı (Kerike) Köyü sınırları içinde bulunmaktadır. Bu köprü faal durumda iken bulunduğu yerden itibaren Kuzey-Güney yönlerine doğru uzanan ipek yolunun Batman ve Diyarbakır ın Silvan ilçesi arasındaki Batman Çayı üzerinden ulaşımı sağlayan önemli bir köprü konumunda işlev görüyordu. Arkeologların burada yaptıkları yüzey araştırmalarına göre, Pırpıra köprüsünün hemen önünde bulunan Gırı Migro Höyüğünün en eski yerleşimlileri bu köprüden çokça faydalandıkları konusunda tespitler yapmışlardır.

M.Ö 10 bin yıla tarihlenen bir döneme ait olan Gırı Migro ören yeri ile birlikte Batman Çayı havzasını 1991-1994 yılları arasında ilk defa araştıran ve aynı zamanda Halan Çemi kazısı ile yöre tarihi hakkında önemli tespitler yapan ABD vatandaşı Arkeolog Prof. Dr. Michael Meir Rossenberg dir. Rossenberg köprü ile birlikte bu höyüğün 9 ile 10 bin yıllık bir yerleşke olduğundan ve Batman Çayı havzasında buna benzer birçok ören yerlerinin olduğundan söz etmektedir. Kendi döneminin en uzun taş köprülerinden biri olan bu köprünün nehir içindeki ayaklarının kenarlarındaki kesme taşların hemen yakında bulunan Kira Dağı nın siyah bazalt taşlarından olduğu anlaşılmaktadır.

Kırkayağı ve buna bağlı olarak kırk kemerli olan Pırpıra Köprüsünün günümüze ulaşan sadece on ayağı bulunmaktadır. Ancak belirgin olan bu ayakların devamında diğer ayaklara ait izlerin de mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Köprüden geriye kalan ve kısmen toprak altında saklı duran diğer 30 ayağın arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılması mümkündür. Yörede yapılacak bir arkeolojik kazı sonrasında dere yatağındaki toprak altında bulunan ayakların da ortaya çıkarılmasından sonra köprünün restore edilerek onarımdan geçirilmesi gerekmektedir. Şayet bu onarım işi yapılırsa ve köprü eski haline getirilerek işlek bir vaziyette ortaya çıkarılırsa gerçekten sadece köprüyü görmek için bu yöremiz yılın dört mevsiminde turist kaynayacaktır.

Köprünün iki ayağı arasındaki mesafe ölçümü yaklaşık 10 metre olduğu tahmin edilmektedir. Bu duruma göre köprünün 40 ayağı olduğu düşünüldüğünde köprünün toplam uzunluğunun 400 metreye ulaştığı kolayca hesaplanabilir. Bu da şu anda İstanbul Boğazı üzerinde yapılmış olan asma köprülerin uzunluğu kadar olduğu anlaşılmaktadır. Köprü ayakları arasındaki mesafelerin yapılan ölçümlerinde Pırpıra Köprüsünün dünyanın en uzun köprülerinden biri olduğu konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır. Ancak her şeye rağmen bu köprü ile ilgili Mimar, Mühendis ve Arkeologlar müşterek bir araştırma yaparak bilimsel verilere dayalı olarak köprünün ayakları ile ilgili çap ölçümü ve ayaklar arasındaki mesafe ölçümü yapmaları gerekmektedir. Böyle bir ölçüm yapılması halinde köprü ile ilgili matematiksel bakımından kurulan denklemin büyüklüğü ortaya çıkacaktır. Sanırım bu köprüde kullanılan denklemin karmaşıklığı köprüde kullanılan kocaman kesme taşların arasına kurşun dökülerek taşların üst üste konulması ile devam ettirilen inşaatın ve bu taşlar arasında gizlenen sırlarda saklıdır.

Çünkü yaklaşık on bin yaşında olan bu köprünün mevcut ayaklarındaki bu dayanıklı durumda gösteriyor ki daha on bin yılları devirecek sağlamlıkta bir yapı olduğu anlaşılmaktadır. Şu an nehir içinde durmakta olan 10 ayak, on bin yıldır su içinde olduğuna göre ve ilk özelliğinden bir şey kaybolmadığına göre demek ki daha asırlarca sular altında kalabilir ve görünen bu sağlamlığını da koruyabilir. Günümüzün ileri teknolojileri kullanılarak yapılan köprüler için en fazla yüz yıl ömür biçilmekte olduğuna göre bu köprüdeki inşaat işçiliği gerçekten hayretler uyandırmaktadır. Bu köprünün mimari yapısındaki estetik hemen üst tarafında bulunan Batman Köprüsü (Malabadı) ile kıyaslandığında aralarında ciddi farklar olduğu görülecektir.

Bu farkların en önemlisi köprünün uzunluğu ve köprünün kemerlerinin yatay bir vaziyette yapılmış olmasıdır. İnsanlık tarihinin şan ve şerefle bahsettiği medeniyetlerin ilk başlangıç yeri olan bu yörelerdeki mevcut zengin tarihi eserler içinde önemle üzerinde durulması gereken Pırpıra Köprüsü, maalesef diğer tarihi eserler gibi şu anda bir tehlikeyle karşı karşıya bulunmaktadır. Çünkü suya yakın ne kadar tarihi eser varsa günümüzde bu eserler için mutlaka bir tehlikenin söz konusu olması kaçınılmazdır.
2012 yılında projelendirilen ve projesi onaylanarak çalışmalara başlanan ‘Batman Çayı Islah ve Yeşillendirme Projesi ” şu anda Batman Köprüsünden itibaren devam ederek gelen bir çalışmayla maalesef Pırpıra Köprüsü için bir tehlike arz etmektedir.

Çünkü bu proje Batman Çayı üzerinde yaklaşık 35 kilometrelik bir uzantıyı kaplamaktadır. Aslında Batman Çayının ıslahı ile ilgili olan ve yaklaşık 35 kilometrelik bir uzantıda uygulanan bu projenin bitirilmesi halinde Batman kent merkezinin yeşil alana olan hasreti sona erecek ve ortaya çıkacak mesire ve piknik alanlarıyla yörenin ihya olacağı konusu herkesi çokça sevindirmektedir. Ancak bu projenin uygulanması esnasında eğer Pırpıra Köprüsü ile Gırı Migro Höyüğü bundan bir zarar görürse o zaman ortaya bir takım sıkıntılar da çıkacaktır.

Bu noktadan hareketle olaya baktığımızda, bence Batman Çayının ıslahı ile ilgili yapılmakta olan bu çalışmalara ilaveten Pırpıra Köprüsünün dere yatağında bulunan toprağın altındaki diğer ayaklarının ortaya çıkarılması için de bir arkeolojik çalışma başlatılmalıdır. Böylece dünyanın en eski ve en uzun köprülerinden biri olan Pırpıra Köprüsü de restore edilerek güzel bir görünümle Batman Çayı Islah Projesi içinde yerini almış olacaktır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı bu konudan haberdar mı bilemem ama bu köprü ve beraberindeki Gırı Migro Höyüğü Batman ilinin kültür envanteri içinde çok önemli bir yer işgal etmektedir. Dünyanın en eski ve en uzun köprülerinden biri olan Pırpıra Köprüsü bir proje kapsamında restore edilmeyi beklerken, yörede bulunan akarsular kıyısındaki önemli tarihi kalıntıların da zaman geçirilmeden ilin kültür envanterine dahil edilmesi zaruri bir ihtiyaç olarak değerlendirilmelidir.

Bulunduğu coğrafi konum itibariyle dört tarafı akarsularla çevrili bir havzada kurulu bulunan Batman il merkezi gerçekten çevrili bulunduğu bu akarsular sahilinde çok zengin tarihi eserlerle donanımlı bulunmaktadır. İl sınırları içinde akmakta olan bu akarsular kıyısında boy gösteren ve tarihi süreç içinde beyliklere başkentlik yapmış olan Hasankeyf ve  gibi 2 antik kentin yanı sıra Garzan ve Dicle Vadilerindeki en eski yerleşimlerin mevcut olması turizme en büyük hizmet olarak ortada durmaktadır. Söz konusu ettiğim bütün bu ören yerleri içinde varlıklarını sürdüren birçok höyük, kaya mezarları, manastır ve köprü kalıntıları bulunmaktadır. Yıllar önce ABD’li Arkeolog Prof. Dr. Michael Meir Rosenberg’in Dicle ve Garzan Vadilerinde yaptığı yüzey araştırmaları sonrasında tespit ettiği birçok tarihi eser noktası karşısında her zaman hayretini izhar ederek çalışmasını sürdürmüştür.

Rosenberg in bu konuda yayınladığı raporlarda bölgenin insanlık tarihi içinde en eski yerleşimleri bağrında sakladığı ve bu konuda büyük bir zenginliğe sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır. Batman kent merkezinin bulunduğu havzanın sahip olduğu bu zenginlik nedeniyle her zaman arkeolojik araştırmalar için ideal bir konumda bulunmaktadır. Sadece il merkezine bağlı ve belediye sınırına komşu olan Batman Çayı kıyısındaki Bıçakçı Köyü sınırları içinde bulunan Pırpıra Köprüsü ve Gırı Migro höyüğü önümüzdeki yakın bir zaman içinde gelişerek büyümekte olan Batman kent merkezinin bir mahallesi içinde kalmaya mahkûmdur. Korkarım ki mahalle içinde kalmaya mahkûm edilecek bu höyük te diğer tarihi noktalar gibi kötü niyetli insanlar tarafından talan edilecektir.

Kaynak: turizmhaberleri.com

Pırpıra Köprüsü acilen Restore edilmeyi bekliyor

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir